Salonun kapısından çıktığımda onu orda bulacağımı biliyordum. Havuzun kenarındaki koltuklarda uzaklara dalmış sigara içiyordu. Ayda yalnızca bir kere içerdi, yine ülkesini çok özlemiş olmalıydı. Geldiği için bir gün bile pişman olmadığını söylerdi çünkü ona göre insan hep sevdiğinin peşinden gitmeliymiş ama insanın çocukluğunun geçtiği yer bir başka olurmuş… Yani en azından o öyle derdi.
Sütlü kahvesinden bir yudum aldı.

Ona her zaman hayrandım. Arkadaşlarım da hep böyle bir annem olduğu için şanslı olduğumu söylerlerdi. Ama bugün bir başka bakıyordum ona. Bugün onu anlıyordum…

Beni gördü, kocaman gülümsedi. “Gelsene ne duruyorsun öyle, yoksa bi şey mi isteyeceksin?” dedi.

Gidip karşısına oturdum. Konuşmak istiyordum ama nasıl başlasam bilemiyordum. Halimden anlamıştı annem hep anlardı zaten muzur bi ifadeyle başlamamı bekliyordu merak etmişti. Ya da tahmin etmişti neler söyleyeceğimi bilemiyorum.

“Nasıl dayanıyordun anne?” diye sordum. “Neye hayatim?” dedi. “Yani babam yokken.. Sonuçta çok uzaktaydı ve onu seviyordun.” dedim “Özlemiyor muydun?”
Bir sigara daha yaktı. “Yastıkları ısırıyordum yatakları tekmeliyordum.” dedi. Bir kahkaha patlattı. O günleri hep böyle keyifle anlatırdı zaten. “Özlem çok çaresiz bir duygudur bitanem. Bazen dayanamıycak gibi olursun, günler çabuk geçsin diye uyursun erkenden, sinirlenirsin de özlediğine özletiyor diye ondan çıkarırsın. Ağlamak istersin ağlayamazsın da. Zaten yapacak hiçbir şeyin yoktur sadece beklersin.” dedi. Bana baktı. Söylemesi gerekenlerin bunlar olmadığını düşünmüş olacak. Devam etti:

“Ama özlemek çok güzeldir birini ya da bir şeyleri o kadar sevebilmek… Kavuşunca daha önce hissetmediğin kadar derin bir mutluluk ve huzur hissedersin çok özlediğin bir şeyden sıkılmazsın da hem. Herkes yaşar herkes yaşamalıdır da” dedi.

Gidip sarıldım. Anlatamadım ona. “Ben de dayanamıyorum anne.” diyemedim ama o anladı. Sıkı sıkı sarıldı bana geçirmeyeceğini bile bile. Kendi yaşadıklarını kızının da yaşıyor olması onu sevindiriyor muydu canını mı acıtıyordu bilmiyorum. Kızlar gerçekten büyüdükçe annelerine benziyorlarmış.

Hem, annem olsa o da diyemezdi “Dayanamıyorum.” diye…

Posted
3 weeks ago

Şimdi yine yazmak zamanı…

Bir gün “Artık çocuk değilim” dedim ve attım kalemi kağıdı elimden, günlük yazmayı bıraktım. Bütün defterlerim anılarımla birlite dolapların, çekmecelerin içinde tozlanmaya bıraktılar kendilerini.

Kalemimi ve kağtlarımı kaybedince hiçbir şeyi saklayamaz, hatırlayamaz ve çözemez oldum. Bazı şeylere yazdığım kadar karar verebiliyor. bazı şeyleri yazdığım kadar anlayabiliyormuşum. Geç oldu ama farkettim bunu düşünmek insanın içini yiyor, bitiriyor biraz biraz.

Çok düşününce içinden çıkılmaz olan ne varsa büyüyor. Yazdıkça sakinleşiyor insan.

Bugün kalemimi kağıdımı alıp yeniden başlamak, çözmek, anlamak, yazmak zamanı…

Posted
2 months ago

Hazır yağmur yağıyorken yazayım dedim. Ama hayatımda yazacak hiçbir şey yok. Küçükken de hep böyle olurdu… Günlük yazayım derdim bir de bakardım sabah kalktım, okula gittim gibi cümleler…

Artık hayatimdaki “sabah kalkmak” kavramı da sallantıda zaten. Mimar uyumaz diye bir gerçek varmış çünkü - demişlerdi, inanmamıştım…

“Ben uyurum yaa nolcak hızlı hızlı yaparım.” dedim. “Bak kızım girersin okursun da gezip tozamazsın” dediler. “Amaaan nolcak yaa ben gezmeye vakit ayırırım.” dedim. Simdi her geçen gün bir önceki evden çıkmama rekorumu geçiyorum.

Şimdi de maket yapıyorum… Maket yapmak konusunda söylemek istediğim tek bir şey var…

Eğer bir maket hayal ettiysen asla hayal ettiğin gibi olmaz. Bunu bilerek başlarsan makete mutlu olursun. Hayır yani her türlü kötü olur ama

en azından hayal kırıklığına uğramazsın…

Posted
5 months ago

Hayatımda şöyle bi erkek olsun istiyorum,

Mesela benim bi sevgilim olsa ona gidip bu kızı üzersen ben de seni üzerim desin hep gözü onun üstünde olsun benim mutluluğumu düşünsün o varken kimse bana zarar veremesin sahiplensin yani beni anlatabiliyo muyum güvende hissedeyim o varken

Posted
5 months ago

İçimdeki o heyecanı geri istiyorum

Bu kafa karışıklığı bu sinir bozukluğu gitsin o gelsin.

Bir şey tasarlayacağım diye yeniden heyecanlanmak istiyorum. Ertesi gün onu okula götürüp sunum masasına koyduğumda beğenirler umarım diye düşünebilmek istiyorum.

Ne olur geri gelsinler beni bırakmasınlar.

Posted
6 months ago

En son ne zaman ağladım bilmiyorum

İki ya da 3 yıl olmuştur heralde. Pek fazla ağlamam ben öyle.

Ama bugün mürdüm rengi rimelin akınca insanın gözleri kanamış gibi oluyormuş bunu gördüm. Sinirlerim ancak kendimle ilgili şeylerde, kendi yapamadığım şeylerde bozuluyor sanırım. Evet, biliyorum bencilce bir duygu.

Tek sorunum okuduğum bölüme beynimin ve bedenimin yetmiyor oluşu. Sabır lazım anacım sabır her şeyden önce. İşte bende o yok.

Ama omayınca olmuyor.

Şimdi ne yapacağımı bilemiyorum ama hayatım boyunca iyi bir mimar olamayacağımı biliyor gibiyim. Bu cümleyi içimden söyleye söyleye kızdım kendime. Üzüldüm de biraz. Çok istemiştim çünkü. Dahası iyi bit mimar olamayacaksam iyi bir ne olabilirim onu da bilmiyorum.

Sanırım asla başarılı olamayacağım.

Şimdi bir maket yapmam gerek ama yapamıyorum daha sadece 3 tane küp yaptım en az 25 30 tane dahasına ihtiyacım var. 

Cuma günü de matematik sınavım var. Bir şey biliyor musun diye sorun, HAYIR.

Hukuğa mı geçsem acaba?

Düşünmüyor da değilim.

Posted
6 months ago

Ölümden daha gerçek hiçbir şey yok hayatta

Bazen unutuyoruz bunu ve boş şeylerle akıp geçiyor zaman. Ama hayat hatırlatiyor bir şekilde.


Şimdi gidenin arkasından ne söyleyeceğimi bilemiyorum…

Posted
7 months ago

Gelecek geldi şimdi… Ve bugün yarın hiç olmasın istiyorum. Tatiller hayatım boyunca yetmedi, yetmeyecek. Bazen de hiç o kadar büyümemiş hissediyorum kendimi. “Büyüyünce” yle başlayan cümlelerim arkamdan kovalıyorlar artık ve gerçekleştirilmeyi bekleyen planlarım…

Posted
8 months ago

Bundan tam iki ay iki hafta iki gun sonra 54 kilo olmus olacagima ant icerim.

Iki ay iki hafta iki gun sonra doğum günüm:)

Posted
8 months ago

Bu yazıyı gece saat 1 sularında Datça’da denize karşı bir balkonda kırmızı bir divan üzerinde yazıyorum. Hem manzaram hem karşıdan bakıldığında benim oturduğum yer hem de dalga sesleri çok güzel. Evde tam 9 kişiyiz ama herkes uyumuş. Ben de internete giremediğim için biraz üzüldüm girebilmiş taklidi yapıp bunları yazıyorum.

Yazıya başladığımda önümden yüzlerce insan geçiyordu şimdi sadece deniz ve ben varız. Bir tatiıl yerinde gün bu kadar erken bitemez, bitmemeli. Bir de ben artık insanlara bu kadar bağlanmamalıyım. 

Kimse bana, kimse kimseye değer vermiyor ki ben vereyim. Hayır bir şey değil sonra gittiklerinde çıktıklarında hayatımdan ben üzülüyorum. 

Yok yok o kadar üzülmüyorum vazgeçtim. Her zaman söylerim, yerinde yenileri gelir. Evet üzülmüyorum evet özlemeyeceğim çünkü özlediğim kadar özlenmezsem olmaz.

Bu divan mı? Onu da özlemeyeceğim. Hem, o beni özleyecek mi ki de? 

işte bu o kırmızı divan. 

Bu da manzaram. Çok güzeldi. 

Posted
8 months ago